
Yeni Sendika Genel Başkanı Metin Memiş’ten Çağrı
Kamu görevlilerimizin uzun süredir dile getirdiği haklı talepleri karşısında artık sessiz kalınamaz. 2025 yılı toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde kamu çalışanlarının beklentisi nettir. Geçim sıkıntısı her geçen gün artmakta, maaşlar enflasyon karşısında erimektedir. Kamu emekçileri adil ve gerçekçi bir
teklif beklemektedir. Masaya getirilecek her teklif, sadece rakamlardan değil, milyonlarca çalışanın alın terinden ibarettir.
Saygıdeğer kamu görevlileri ve sağlık emekçileri…
8. Dönem Toplu Sözleşme süreci, 28 Temmuz’da gerçekleşen ilk oturumla başladı.
Bugün, 12 Ağustos 2025.
İlk oturumdan bugüne 15 gün geçti.
15 günlük süreçte, tek oturumla yetinildi.
İlk günden bugüne yapılan tek çalışma; genel toplu sözleşme teklifleri ile hizmet kolu tekliflerini tasnif etmek.
Bir yandan “zaman yetersiz” yaygarası koparmak, diğer yandan “günleri israf etmek”…
15 günlük sürede kamuoyuyla paylaşılan “tutanak”, “tasnif raporu” veya başka ad altında yazılı tek satır yok.
En vahimi, başlangıçtan bu yana 15 gün geçmiş ve Kamu İşvereninin yani Hükümetin, masaya teklif sunması dahi sağlanamamış.
İşverenin teklif sunmasını sağlayamamak; konfederasyon ve sendikalar açısından pazarlık zafiyeti ve emeğin örgütlü gücünü kullanma acziyetidir.
Hükümet, bugün gerçekleştirilecek ikinci oturumda teklifini açıklayacaktır.
Kamu İşvereni yani Hükümet, muhtemelen maaş zammı oranları ile birlikte bir ya da iki başlık içeren teklif sunacaktır.
Beklentimiz; Hükümetin, kamu görevlilerinin haklı beklentilerine yakın teklif sunmasıdır.
İsteğimiz; Kamu görevlilerinin maaşlarının yoksulluk sınırından gerçekten uzaklaştırılmasıdır.
İsteğimiz; Kamu görevlilerine emeklerinin karşılığının tam olarak verilmesidir.
İsteğimiz; kamu görevlilerinin enflasyon farkı mahkumiyetinden kurtarılmasıdır.
İsteğimiz; satın alma gücü artan, mali açıdan rahatlayan, hak ettiği saygınlığı eksiksiz yaşayan kamu görevlileridir.
Ne yazık ki; kamu görevlilerinin masadaki temsilcileri, bu istekleri gerçeğe dönüştürmek açısından güven vermiyorlar.
“Yetkili” sıfatını “emeğe güç katmak”, “maaşlara zam almak” ve “hakları artırmak” için değil “ya kameralara poz vermek ya yerine getirmeyecekleri söz vermek” için kullanıyorlar.
Hükümetin pazarlığı gereksiz ve kabulü imkansız her teklifi; yetkili konfederasyonun ve yetkili sendikaların eseri ve beceriksizliğinin tescilidir.
Masada “yetkili” sıfatıyla kamu görevlilerini ve sağlık emekçilerini temsil edenler; Hükümetin kayda ve pazarlığa değer bir teklif sunması sağlamak durumundadır.
Masanın taraflarına bir hususu hatırlatmak isterim.
Geçtiğimiz hafta, kamu işçilerine ilişkin toplu iş sözleşmelerine yön verecek “kamu çerçeve protokolü” taraflarca imzalandı.
O protokoldeki rakamlar, oranlar, tutarlar, haklar ve kurallar herkesin malumudur.
Kamu görevlilerinin maaşlarına %6+%5 oranında artış yapılan 2025 yılı için kamu işçilerinin ücretlerine, (eklentiler hariç) %24+%11 oranında artış yapıldı.
2026 yılında ise (eklentiler hariç) işçi ücretlerine %10+%6 artış yapılmasında uzlaşıldı.
Kamu çerçeve protokolü; 7.Dönem Toplu Sözleşmenin kamu görevlilerine verdiği zararın ispat, 8.Dönem Toplu sözleşmeye dair kaygıların isnat belgesidir.
Toplu pazarlıkta sendikal başarı; “imza atmamak” değil, İşverene “imza attırmak” olduğu gerçeğini de “yetkililere” hatırlatalım.
Toplu pazarlıkta amaç; kamu görevlilerinin hakkını almak, maaşlarını, mali ve sosyal haklarını ve imkanlarını artırmaktır.
Kamu görevlileri ve sağlık emekçileri; masayı ve toplu pazarlığı, algı üretme zamanı ve sendikacı rolü yapma zemini olarak kullananların farkındadır.
Bugün gerçekleşecek ikinci oturumda, hem Kamu İşvereni hem de kamu görevlilerinin temsilcileri şu yalın gerçekleri unutmamak ve dikkate almak zorundadır.
Kamu görevlileri, geçinemiyorlar. Kamu görevlileri, yakın ve orta vade geçmişe göre dahi çok düşük maaş alıyorlar.
Kamu görevlileri, 2024 ve 2025 yıllarında “sıfır zam” ve “büyük gelir kaybı” gerçeğini yaşadılar. Kamu görevlileri, aynı kurumda görev yapan diğer statülerdeki personelden düşük maaş alıyorlar.
Türkiye’de emeğin gelirden aldığı pay her geçen gün düşüyor. Kamu görevlileri, OECD ve AB üyeleriyle kıyaslandığında büyük mahcubiyet yaşatacak maaşlar alıyor.
Kamu görevlisi emeklilerinin maaşlarında reel anlamda düşüş, satın alma güçlerinde korkutucu bir çöküş yaşanıyor.
Evet… Bunlar genel tespitler, geçerli eleştiriler ve herkesin taraf olduğu tepkiler.
Hükümet, yetkili konfederasyonun ve yetkili sendikaların duyarsızlığını, toplu pazarlıktaki beceriksizliğini “ İşveren Zaferi” fırsatına dönüştürme hatasına düşmemeli.
Aksine, kamu görevlilerinin hakkını teslim, hukukuna güvence, alın terini yüksek ücretle ödüllendirme, akıl emeğini değerli görme ve saygınlık yükseltme noktasında sorumluluk almalıdır.
Kamu görevlilerinin 8. Dönem Toplu Sözleşmeden memnun olması, 7.dönem toplu sözleşmenin zararlarından kurtulması sağlanmalıdır.
Bunun için ne yapmalı. Hangi oranda maaş zammı yapılmalı, en düşük memur maaşı ne olmalı, kadın kamu görevlilerine, sağlık emekçilerine hangi haklar ve imkanlar verilmeli?
- 8. Dönem Toplu Sözleşmeyle; 7.Dönemin bütün maaş, ücret, gelir ve hak kayıpları giderilsin.
- 8.Dönem Toplu Sözleşmede; ilk yıl %60’dan, ikinci yıl %40’dan daha düşük oransal maaş zammını kimse aklından geçirmesin.
- 8.Dönem Toplu Sözleşmede; Birinci ve ikinci yıl için ayrı %10 oranlarında Refah Payı toplu sözleşme metnine dahil edilsin ve bu noktada bu sözleşme milat ve reform toplu sözleşmesi ilan edilsin.
- 8.Dönem Toplu Sözleşmeyle; Birinci ve üçüncü altı aylık dönemin başlangıcında maaşlara sırasıyla 12 Bin 500 ve 10 Bin TL seyyanen zam yapılsın.
- 8. Dönem Toplu Sözleşme; “Aile Yılı” ile “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilanlarının gereği icra etsin. Eş Yardımı 15 Bin TL’ye, Çocuk Yardımı 6 Bin TL’ye yükseltilsin.
- Bu Toplu sözleşmeyle; yeni sosyal haklar hayata geçirilsin. Kamu görevlilerine kira yardımı, kreş ödeneği, tatil ödeneği ve ulaşım yardımı ödeneği verilsin.
- 8.Dönem Toplu Sözleşmeyle, kamu görevlileri emeklilerinin geçim derdi bitsin, ilave artış emekli maaşlarına eklensin, kamu görevlisi emekli maaşları reel zam ve geçim derdini bitirecek şekilde yükseltilsin.
- Bu toplu sözleşmeyle, ek gösterge mağduriyeti, sözün gereğini yeine getirmeme mahcubiyeti bitsin. Bütün kamu görevlileri, 3600 ek göstergeye yükselme imkanına sahip hale gelsin.
- Aileyle verilen değer, yer değiştirme uygulamalarında da gösterilsin, aile birliğini sağlamaya engel bütün dayatmalar sona erdirilsin.
- 8.Dönem toplu Sözleşme, sağlık ve sosyal hizmet kolundaki beklentileri hayata geçirsin. Öncelikle, 3+1 istihdamdan vazgeçilsin ve kadrolu istihdam sistemine geçilsin.
- Bünyesinde kreş açma imkanı olan sağlık kurum ve kuruluşlarında kreş açma zorunluluğu uygulamaya geçsin.
- Sağlık çalışanlarının maaşına ve gelirlerine ilişkin belirsizlik sona ersin, “tek kalem maaş” 2026 yılından itibaren uygulamaya geçsin.
- 8.Dönem Toplu Sözleşme, sağlık emekçilerini yıpratan ve haksızlığa uğratan “yıpranma hakkı/fiili hizmet zammı” konusunda eksikleri bitirsin, doğruları artırsın. Her dört yıla bir yıl yıpranma bütün sağlık emekçileri için hak haline gelsin.
- Ek ödemede tavan uygulaması, teşviklerde d6ağıtılabilir oran sınırlaması garabetleri 8.Döneamle son bulsun. Aynı unvanlı sağlık personeli, istihdam türüne,. Görev yaptığı kuruma ve istihdamına esas kanuna dayalı fark olmaksızın aynı oranda maaş, ücret, ek ödeme ve teşvikten yararlansın.
- Hekimler için sağlanan emeklilikte ilave ödeme imkanı, diğer sağlık emekçileri için de hayat bulsun.
- Aile Hekimlerinin ve Aile Sağlığı çalışanlarının mevzuatla baskılanmasından, düşük ücretlerle çalıştırılmasından vazgeçilsin.
- “En düşük sağlık çalışanı maaşı” belirlensin ve aile sağlığı çalışanı personelinin maaş mağduriyeti hayata geçirilsin.
- Aile Sağlığı hizmetlerinde “daha fazla iş, daha az ücret” garabeti bu sözleşmeyle sona erdirilsin.
- Sağlık meslekleri kanunu bütüncül bakışla hayata geçirmeye yönelik bakış açısını toplu sözleşmeye dahil edilsin.
- Riskli birimler başlığı altında yer alan birimlerin kapsamı da sabit ek ödeme oranları da artırılsın.
…..
…..
Evet.
Bugünkü oturumda Hükümet eğer kamu görevlilerini üzecek ve gerecek bir teklif
sunarsa, bunun sorumlusu masadaki “yetkililer” tayfasıdır.
Emeğin örgütlü gücünü, Kamu İşvereni ve Hükümet üzerinde baskı aracı olarak kullanma ve tekliflerin oran, tutar ve rakamlarını artırma aracı olarak kullanmak gerekiyor.
Ne yazık ki masadakiler bunun gereklerini icra noktasında cümle kurmadıkları gibi bir çağrı yapmadılar ve ortaklaşma iradesi de göstermediler.
Biz Yeni Sendika olarak kamu görevlilerine, sağlık emekçilerine katkı sağlayacak, kazanım üretecek, yeni mali ve sosyal üretecek, çalışma şartlarını ve mevzuatını iyileştirecek her iyiniyetli adıma destek vermeye hazırız.
YENİ SENDİKA YENİLİKÇİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI SENDİKASI