Perşembe , Mart 12 2026

İdare Mahkemesi Üyemizin Geçici Görevinin Yürütmesini Durdurdu

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 371. maddesinin (3) numaralı fıkrası dayanak gösterilerek tesis edilen geçici görevlendirme işlemi yargıdan döndü. 02.01.2026 tarihli İl Sağlık Müdürü Oluru ile bir sağlık teknikeri, iki ay süreyle Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçici olarak görevlendirilmişti.

Söz konusu idari işlemde herhangi bir somut ve açık gerekçeye yer verilmediği, görevlendirmenin hangi hizmet ihtiyacına dayandığının ortaya konulmadığı ve yetkili merci tarafından tesis edilmediği ileri sürülerek yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali talebiyle dava açıldı. Davacı taraf, görevlendirmenin hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle somut biçimde ilişkilendirilmediğini belirtti.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Mahkeme, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri inceleyerek idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığına vurgu yaptı. Kararda; idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimine tabi olduğu, özellikle personelin görev yeri ve çalışma koşullarını etkileyen işlemlerde açık ve denetlenebilir bir gerekçenin bulunmasının zorunlu olduğu ifade edildi.

Mahkeme, dava konusu geçici görevlendirme işleminde;

  • Görevlendirmenin somut hizmet ihtiyacına dayandırılmadığını,

  • İşlemin dayanağı olarak gösterilen mevzuat hükmünün olayla ilişkisinin yeterince kurulmadığını,

  • Yetki unsuru bakımından hukuki tartışma bulunduğunu,

  • İşlemin gerekçe yönünden eksik ve yetersiz olduğunu

tespit ederek hukuka uygunluk şartlarının oluşmadığı sonucuna vardı.

Bu değerlendirmeler ışığında, dava konusu işlemin uygulanması halinde davacı açısından telafisi güç zararlar doğabileceği de gözetilerek yürütmenin durdurulmasına ve nihayetinde işlemin iptaline hükmedildi.

Hukuki Güvence ve Yetki Vurgusu

Karar, kamu personelinin geçici görevlendirilmesine ilişkin işlemlerde idarenin keyfi hareket edemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. İdarenin takdir yetkisi bulunsa da bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu; işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun olması gerektiği açıkça vurgulandı.

Özellikle gerekçe unsuru, idari işlemlerin denetlenebilirliğinin temel dayanaklarından biri olarak değerlendirildi. Mahkeme, soyut ve genel ifadelerin yeterli sayılamayacağını, somut olayla bağlantı kurulmasının zorunlu olduğunu ortaya koydu.

Sendikamızdan Değerlendirme

Sendika olarak; üyelerimizin hukuki güvenliğini zedeleyen, mevzuata aykırı ve keyfî uygulamalara karşı her türlü yasal süreci kararlılıkla işletmeye devam ediyoruz. Bu karar, yalnızca bir üyemiz adına kazanılmış bireysel bir dava olmanın ötesinde; sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının görev güvencesinin korunması açısından önemli bir hukuki kazanım niteliğindedir.

Geçici görevlendirme uygulamalarının açık, şeffaf ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi; çalışanların aile düzeni, çalışma barışı ve mesleki motivasyonu açısından büyük önem taşımaktadır. Yargı kararı, idari işlemlerde yetki ve gerekçe zorunluluğunun altını bir kez daha çizmiş; kamu personelinin haklarının yargı güvencesi altında olduğunu göstermiştir.

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın emeğini, özlük haklarını ve görev güvencesini korumaya yönelik hukuki ve sendikal mücadelemiz aynı kararlılıkla sürecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir