Pazar , Şubat 15 2026

Zam Var, Refah Yok!

Saygıdeğer Sağlık Emekçileri

Sosyal Hizmetlerdeki Kıymetli Kamu Görevlileri 

Yeni Sendikamızın Değerli Üyeleri 

-8.Dönem Toplu Sözleşmeyle belirlenen oranda artış yapılan 2026 yılının ilk maaşı; dün itibariyle yani 15 Ocak’ta kamu görevlilerinin maaş hesaplarına yattı. Hesaplara yatan maaşlar, kamu görevlilerinin ne keyfini, ne umudunu, ne huzurunu ne mutluluğunu ne de alım gücünü artırdı.  Çünkü, 15 Aralık 2025 maaşı ile 2026 Ocak ayı maaşı arasındaki fark; çokla ilişki kurulmayacak düzeyde ve yoktan biraz fazla.

-Kamu görevlilerinin 2026 Ocak-Haziran dönemi maaşı; 2025 Aralık maaşına önce 2025 yılı ikinci altı aylık enflasyon farkı (%7,6), sonra toplu sözleşmeyle kararlaştırılan 2026 ilk altı aya ilişkin oransal zam(%11) ve en son olarak da taban aylığa yapılan 1.000 TL seyyanen artış eklenmek suretiyle belirlendi. Bu çerçevede, en düşük kamu görevlisi maaşı; 50 Bin 500 lira iken, 11 Bin 400 lira artışla 61 bin 890 lira oldu. Enflasyon farkını dikkate almadığımızda,2026 yılına mahsus artış  %11  oransal artış ve taban aylığa 1000 TL seyyanen artış olmak üzere toplamda sadece 7 bin 500 lira civarındadır. 2026 Ocak ayı için kira artış oranının %35 olarak açıklandığı, 2025 yılı yeniden değerleme oranının %25,49 olduğu (Cumhurbaşkanı kararıyla vergi ve harçlarda %18,95 olarak uygulanacağı) dikkate alındığında kamu görevlilerinin maaşlarına yapılan %11+1000 TL seyyanen şeklindeki artışın hükümsüz, yetersiz ve anlamsız olduğunu kabul etmek gerekir.

-Şu herkes tarafından kabul edilmektedir ki kamu görevlilerinin 2026 Ocak-Haziran dönemi   maaşları, 8.Dönem Toplu sözleşmeyle belirlenen maaş artış oranları; satın alma gücünü yükseltmeyen, geçim derdini düşürmeyen, kısa süre içinde enflasyona yenik düşeceği ve enflasyon farkı ödeneceği kesinlik düzeyinde tahmin edilen seviyededir.

-Sağlık emekçilerinin, sosyal hizmetlerde görev yapan kamu görevlilerinin maaşları, emeklerinin karşılığı olmaktan oldukça uzaktadır. Toplumsal saygınlığı, insanca yaşamayı, ihtiyaçları karşılamayı mümkün kılan maaş ve ücretler, söz konusu değildir.

-Kamu görevlileri, sağlık emekçileri ve  sosyal hizmet sunan kamu görevlileri 2024 ve 2025 yıllarında olduğu gibi 2026 ve 2/027 yıllarında da; toplu sözleşme mağduru, geçim derdi mahkumu ve  düşük maaş alan devlet memuru konumunda kalacaktır.

-7.Dönem Toplu Sözleşmenin ürettiği mağduriyet giderilmesi gerekirken 8. Dönem Toplu Sözleşmeyle  yeni mağduriyetler ve derin mahrumiyetler üretildi. Gelir adaletini sağlamaktan uzak, ücret dengesini sağlamaya yetersiz, kamu görevlilerinin insanca yaşamasını sağlamaya isteksiz bir bakış açısıyla hareket ediliyor. Kamu görevlisi ile kamu işçisi arasında, kamu görevlileri aleyhine oluşan mali ve sosyal hak farklılıkları da maaş düzeyi farklılılıkları da artmaya devam ediyor.

-Hükümet/Kamu İşvereni açısından hakkaniyete ve adalete gözlerini kapatmak, toplu sözleşme yetkisini/sorumluluğunu elinde bulunduran sendikal konum açısından teklifini kabul ettirememeyi emek mücadelesinde hiçbir karşılığı olmayan  “imza atmamak” tutumla göz boyamaya yeltenmek olarak özetlenebilecek 8.Dönem Toplu Sözleşme, 1 Ocak 2026-31 Aralık 2027 döneminde uygulanacak.

-Bu süreçte kamu görevlilerinin satın alma güçlerinin daha da düşeceğini, enflasyon karşısında ezileceğini, kamu görevlisi emeklilerinin alt gelir grubuna sürükleneceğini, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin maaş ve ücretlerinin olması gereken noktanın çok çok altında kalacağını  görmek ve  bütün bu olumsuzlukları engellemek gerekir.

-Ne yazık ki bütün kamu görevlileri,  2024-2025 döneminde olduğu gibi 2026-2027  döneminde düşük maaşa, eksi zamma, enflasyon kaybı ve enflasyon farkı arasında sıkışmaya, azalan alım gücüne ve artan hayat pahalılığına maruz kalmaya mahkum ve mecbur bırakıldılar.

-Kamu görevlilerini bu duruma düşürenler de bu duruma düşmelerini engellemeyenler de bellidir. Kamu görevlilerinin hakkını almak yerine kamu görevlilerinden “dayanışma aidatı” almak derdine düşenler, kamu görevlilerinin maaşlarını yükseltmek yerine sendika ve konfederasyonlarının kasasına giren tutarları yükseltmeyi ve kendilerini zenginleştirecek maaş ve huzur haklarını artırmayı hedefleyen sendikal acziyetin ve sendikacı kurnazlığının faturası kamu görevlilerine çıkarılamaz, çıkarılmamalıdır.

-Toplu görüşme masasında sözlerini dinletemeyenler, tekliflerini kabul ettiremeyenler ve üstüne üstelik bir de “imza atmadık”, “hakem kuruluna başvurmadık”, “hakem kurulu kararını imzalamadık” cakası satmaya kalkarak fiiliyatta yetkisiz, fikriyatta yetersiz olanların  veonlara masada refakat eden en çok üyeye sahip ikinci sıradaki konfederasyonun Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde eylem yapmayı marifet ve yüksek sesle açıklama yapmayı emek mücadelesi sayma çabaları; sendikal mücadele açısından can sıkıcı, kamu görevlilerinin düşük maaş sorunu noktasında ise can yakıcıdır.

-14 Ocak’ta ikinci sıradaki konfederasyonun, 15 Ocak  günü ise yetkili konfederasyonun Hazine ve Maliye Bakanlığı önündeki eylemini; “geçim derdinin büyük maaş artışının küçük olmasının sorumlusu biziz” itirafı olarak görmek gerekir. Her iki konfederasyonun toplu sözleşme masasında sözlerinin değeri olmadığını ve Bakanlık kapısında ya da bahçesinde seslerine önem verilmesi beklentisinde olduklarını deklare ettikleri açıklamalar; geçim derdinden, eksi zamdan, enflasyon farkıyla mutlu olmaktan, düşük maaştan ve yetersiz  malive sosyal haktan kurtulmanın ilk adımının toplu sözleşme masasındaki mevcut temsilcilerden kurtulmak olması gerektiğini teyit ediyor.

-Kamu görevlilerinin yetersiz olan maaşları, yetersiz artışla daha da yetersiz hale gelmiştir. Refahtan pay alamamak yanında gelir adaletsizliğine maruz kalmak kamu görevlilerinin makus talihi hayline getiriliyor.

-Emek verirken düşük maaş alan kamu görevlisi, emekli olduğunda görev maaşının ancak ve ancak %40’ını alabilir duruma getirildi. Emekliliği kabusa dönüştüren, emekli maaşıyla geçinmeyi imkansız  hale getiren mevcut düzenek, değişmelidir. Bu değişim için hükümet, yetkili konfederasyonun ve refakatçilerinin adım atmasını, cümle kurmasını ve teklif oluşturmasını beklememelidir.

-Hükümet 1 ocak 2026’dangeçerli olacak şekilde; refahtan pay vermeyi, gelir adaletini tesis etmeyi, ücret dengesini adil ve makul bakışla hayata geçirmeyi, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ücretlerini, maaşlarını, ek ödemelerini, emekli maaş ve ikramiyelerini yükseltmeyi ciddi ciddi düşünmeli ve hızlı hızlı hayata geçirmelidir.

-Orta gelir grubunun hızla eridiği,  düşük maaş seviyesinde yığılmanın arttığı  bu süreç, hem sosyal hem finansal hem de siyasal açıdan telafisi zor maliyetler ve mağduriyetler üretecektir. Türkiye’nin ekonomik, politik ve diplomatik gücünün arttığı söylemi ile kamu görevlilerinin geçim sıkıntısı çekmek zorunda kalma gerçeği örtüşmemektedir. Kamu görevlilerinin, sağlık emekçilerinin, sosyal hizmetleri gerçekleştiren kamu görevlilerinin 15 Ocak maaşlarını zamlı maaş olarak görmek ve göstermek mümkün değildir. Bu maaşlarla, insanca yaşamak imkansız, geçinmek ise hayaldir.

-Kamu görevlileri,  8. Dönem Toplu Sözleşmenin hükümlerine,  yetkili sendika ve konfederasyonun beceriksizliğine, hükümetin  cömert ve adil  olma noktasındaki isteksizliğine maruz  bırakılmaması gerekiyor.

Bu nedenle, Hükümet gecikmeden  harekete geçmeli, geçmiş kayıplar ve  yakın geleceğin zararlarını ivedilikle bertaraf etmelidir.

Bu kapsamda  1 Ocak’tan geçerli olacak biçimde; 

a) %15’ten aşağı olmamak üzere  kamu görevlilerinin  maaş ve ücretlerine, kamu görevlisi emeklilerinin maaşlarına  refah payı  zammı yapılmalı, 

b) Gelir vergisinde sabit oran ve tutar uygulaması hayata geçirilmeli,  gelir vergisine esas matrahlar yükseltilmeli, 

c) 3600 ek gösterge  beklentisi karşılanmalı ve ek göstergeler de artış yapılmalı,

d) Sağlık emekçilerinin ek ödemelerinde, teşvik ödemelerinde mutlak surette oran ve tutar artışı yapılmalı, 

e) Nöbet, icap ve fazla mesai ücretleri artırılmalı, 

f) hekimlerin yararlandığı ilave emeklilik ödemesinden diğer sağlık emekçileri de yararlandırılmalı, 

g)  Mevcut ilave ödeme emekli maaşına ve emekli ikramiyesine yansıtılacak biçimde maaş bordrolarının ilgili kalemlerine aktırılmalı,

h) sağlık emekçilerinin  giyecek yardımı, kreş, ücretsiz toplu tayıma gibi  beklentileri  ivedilikle karşılanmalı, 

ı) Aile  sağlığı çalışanlarının ve  özellikle aile sağlığı birimlerinde görev yapan hemşirelerin HYP  dahil mevzuat ve uygulamadan kaynaklanan mağduriyetleri ve gelir kayıplarına son verilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir